26 Ağustos 2005 Cuma

anlamıyorum


Picasa, flikr, hello gibi foto paylaşım üzerine kurulmuş sistem ve programları anlamıyorum. Yaşlanmaya mı başladım? Teknoloji artık benim için fazla mı hızlı? Sanırım bu hafta sonu Palantir'i alıp (power bookuma verdiğim isim bu efendim) şu programları teker teker indirmeyi deneyeceğim.

Bir de Fâtıma'ya özenip İstanbul Park hatırası ekleyeyim köşeye, tam olsun.

10 Ağustos 2005 Çarşamba

Panasonic Toyota Racing geldi bile!


Panasonic Toyota Racing takımı İstanbul Park'a gelmiş ve TIRları yerleştirmiş. 10 gün sonra Türkiye'nin ilk F1 grand prix'sinin düzenlenecek olması hâlâ inanılmazlığını koruyor benim için...

9 Ağustos 2005 Salı

IDEA 2005


The Industrial Design Excellence Awards için başlıktaki linke tıklayınız. Bir sürü finalist arasında dikkat çekici işlere rastlamak mümkün. Keyifle takip ediniz.

akşam güneşi

Hafta sonu İlter'in düğünü için Ankara'daydık. Güzel ve keyifli bir otobüs yolculuğundan sonra cumartesi sabahı annemlerin evine ulaşıp önce biraz uyuduk, sonra da keyifli bir kahvaltı yaptık. Kahvaltı sonrası düğün hazırlıklarıyla geçti daha çok. Bu arada Ümit'e göndermek üzere habire foto ve kısa video falan çektik. Akşamüstü ben rahatsızlandım ve ilaç içip bayıldım biraz. Düğün çok eğlenceli geçti. Aşkım Viki en alımlı ve güzel kızdı tüm salondaki. Daha sonra da en çok eğlenen çift olduk birlikte. Kimse yokken piste çıkıp dans etmeler, twistler, waltzler, rumbalar... Ertesi gün biraz daha kendime gelmiştim. Yine çok güzel bir kahvaltıdan sonra annemlerle biraz takılıp Turunç adlı Ankara'nın en iyisi olan kafede Selçuk'la buluştuk. Burada da çok güzel fotolar çekip (göndericem Seljcim, kızma hemen) eve döndük ve akşam yemeğimizi yiyerek eşyalarımızı topladık. Dönüş yolculuğunda otobüs içindeki kablosuz interneti kullanarak azıcık geyik yaptık. Sonra ben pazartesi günü yapacağım büyük sunuma çalıştım biraz. Biraz da müzik dinleyip uyuduk. Bolu'da atıştırmalık aldık, yedik falan...

Dün Viki için de benim için de yorucu geçti. Akşam erkenden uyuyakaldık.

Başlık, şu anda odanın içindeki tatlı ışığa istinaden atıldı.

4 Ağustos 2005 Perşembe

daha kısa cümleler, daha uzun bir yaşam

bir şiar edinmem lazım bu lafı... düsturum olmalı adeta bu cümle. Basit olmalıyım. Zen olmalıyım. Sakin olmalıyım.

bel

Belim iyiymiş. Kronik bir hasar bulunsa da doktorum ciddiye alınmasına gerek olmadığını belirterek yüreciğime sular seller serpti.

Doktorum bir arkadaşımın babası olduğu için benden para almadan, hatta randevusuz gördü beni. Ben de bunun karşılığında kendisine bir pasta falan göndermek niyetindeyim. Böyle düşünceli birisi olmayı öğrettiği için aşkım Viki'ye buradan huzurlarınızda teşekkürler etmek isterim.

Timo Maas'ın Brian Molko'yla söylediği "First Day" adlı şarkıya kitlendim dün geceden beri. Aralıksız onu dinliyorum. Bu "repeat 1" modunu da aşkım bitanem Vikicim'den adapte ettiğimi belirteyim hemen.

3 Ağustos 2005 Çarşamba

kayra

Hakan Günday'ın ilk romanının adıydı: Kinyas ve Kayra.

Tekel'in içki kısmı özelleşip de Mey olunca, Yeni Rakı'nın o anormal güzellikteki şişesinin tasarlanıp piyasaya sürülmesinin ardından beklenen diğer bir gelişme de sonunda gerçekleşti ve yeni şirket şaraplar için yeni bir marka oluşturdu: Kayra.

Bizim efsane Buzbağ şarabını yeni güzel ambalajında ve Kayra markasının altında görüp de almış fakat bugüne kadar içememiştim. Bu akşam tadına baktığım bu eski dost şarabın yeni ambalajından mıdır nedir, daha da iyi olduğunu sizinle de paylaşmak istedim.

Öküzgözü ve Boğazkere birleşiminden vazgeçmeyin...