restoran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
restoran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Temmuz 2013 Pazartesi

Dışarıda Çalışmak

2,5 yıldır kendi işimi yapıyorum. Çoğunlukla evden çalışıyorum. Han doğduktan sonra evde kendime bir çalışma odası yaptım -daha doğrusu Aygül benim için yaptı-. Hem oğlanla ilgilenebilmek, hem de kendimi son derece rahat hissettiğim ve fiber internetli bir ortamda çalışabilmek gerçekten beni çok mutlu ediyor.

Gelgelelim Han Bey büyüdükçe ve kimi zaman işlere birazcık daha konsantre olmam gerektikçe, ev dışında çalışmanın daha rahat geldiği durumlar ortaya çıkmaya başladı. Tek bir konu üzerinde çalışmak evde kolayken, birikmiş ve ufak tefek 5-10 işi hızla halledebilmek evde mümkün olmamaya başladı. Göktürk civarında yürüyerek ulaştığım bazı mekanlarda çalışmaya böylece başladım.

Şehir merkezinde, Topağacı'nda yaşadığımız dönemlerde kafede çalışmak hiç rahat edemediğim bir şeydi. Göktürk biraz daha mahalle ruhlu bir yer olduğu için burada rahat ettiğimi söyleyebilirim. İlk tercihim Tamirane. Hem ortam, hem müzik şahane, yemekler de hiç fena değil. Servis elemanları kendimi çok "tanıdık müşteri" gibi hissettiriyor. Seviyeli bir dostluk hissettirebiliyorlar. İkinci tercihim de Big Chefs. Bu tarz zincir kafeleri çok sevmesem de, çalışma saatlerimde bomboş olması, yüksek tavanlı aydınlık iç mekan, burada rahat etmemi sağlıyor. Servis orta seviyede, yemeklerin hepsi iyi değil ama bazıları ortalamanın üzerinde.

Her iki mekana da sık sık gitmeye başlayınca farkettim ki, bilgisayarı açar açmaz kablosuz internete bağlanabileceğim yerler, yani daha önce internet şifresi alınmış, denenmiş yerler genellikle öncelikli tercih oluyor. Sıfırdan bir mekan keşfetmemi bu kolaylığa eğilim engelliyor.

Dışarda çalışırken masa etrafında priz de aradım ilk zamanlar ama şimdi tek bir şarj süresinden daha uzun oturmayacağım aralıklarda çalışıyorum. Bu da hem hareketimi, hem de mekan içinde yer seçimimi kolaylaştırıyor.

Son bir not: Dışarda bir mekanda çalışırken büyük doküman ya da dosya indirmemeyi tercih ediyorum. Bana sunulmuş interneti adil şekilde kullanmaya çalışıyorum.

24 Temmuz 2008 Perşembe

Tatilden Arda Kalan: Bodrum Orfoz

Geçtiğimiz hafta sekiz gün kadar Bodrum'daydık. İlk bölümde Gümüşlük'te Club Gümüşlük adlı pansiyonda kaldık. Son iki gün de Bodrum'un içindeydik. Oldukça sakin geçen, yumuşacık, durgunlaştırıcı bir tatildi. Tatil dönüşü aptallaştığımı, yavaşladığımı farkedip sevindim. Tüm tatilden aklımda kalan en büyük detaysa, Bodrum'daki Orfoz adlı muuhteşem deniz ürünleri lokantası oldu.

Asıl Orfoz Marmaris'te Bozburun'da Güneş ve Selçuk Bozbağa çifti tarafından işletiliyor. Bodrum'daki şubeyi çiftin iki oğlu açmış. Bir kardeş mutfakta, diğeri servisle ilgileniyor. Bu olağanüstü işletmede balık yok. Sofraya oturur oturmaz içine çok az baharat eklenmiş ve kırmızı biber zesti rendelenmiş sızma zeytinyağı ve keçi peyniri geliyor. Ardından limon ve karabiberle lezzetlendirilmiş çiğ kum midyesi geliyor tadımlık. Sonra parmesanlı bir sosla pişirilmiş iki ufak istiridye. Orfoz'un bombası fırında midye. Fırında midyeyi sızma zeytinyağı, sarımsak ve maydanozlu bir sosla yapıyorlar sanırım ve tek kelimeyle muhteşem. Sadece midye için sonbaharda tekrar Bodrum'a gideceğiz.

Pajella benzeri bir deniz ürünleri pilavı ve benim gibi balık çorbasından hiç hazzetmeyen birine bile parmaklarını yalatacak balık çorbaları da cabası. Patlıcan bomba, tombul bir bostan patlıcanının içinin özel bir sosla harmanlanıp közlenmesiyle yapılan gerçek bir bomba. Eğer o gün menüde varsa mavi yengeçi de deneyin. Benim gözbebeğim soğan ve zeytinyağıyla muhteşem bir şekilde harmanlanmış olan bebek kalamarlar oldu. Ahtapot ve karides tariflerini deneyemedim.

Orfoz'da iki gece üst üste yedik. Rezervasyon yapmakta fayda var. Gümüşlük sahilde bir balıkçıda ya da Yalıkavak'ta Hasan'ın yerinde vereceğinizden daha az bir hesapla çıkıyorsunuz.

Tatil fotoğrafı olarak da Orfoz'dan iki görsel ekliyorum. Yeni aldığım Smena Symbol'le çektiğim fotoğraflar için Flickr'ıma göz atın.