23 Şubat 2006 Perşembe

kredi kartları

Ortada yasal olmayan ya da tüketiciyi mağdur edecek bir durum olduğuna inanmıyorum. Kredi kartı borçlarını ödeyemedikleri için bunalıma giren kişiler için devlet başka türlü çözümler bulmalı. Borç erteleme ya da faiz düşürme gibi uygulamalar kredi kartını adam gibi kullanan benim gibi kişilere "siz borcunuzu geciktirmeden ödediyseniz salaksınız" demek. Kazandığımdan fazlasını harcamadığım için devletim bana kazık mı atacak yani?

Yıllardır yok Televole, yok Pazar Keyfi diye milleti uyutmaca programları gazlayıp zevk-ü sefa ortamlarını ve sahte yaşamları insanların önüne model olarak koyup onları özendirmede bir kusur yok ama kart faizleri yüksek öyle mi? Haydi oradan! Sosyolojik olarak ele alınıp incelenmesi gereken mevzular bunlar. Borç aflarıyla, faiz indirimleriyle tüketim alışkanlığı terbiye edilmez.

Kredi kartı borçlarını ödeyemedikleri için intihar eden insanlara da çok kızıyorum. Allah bu insanların geride bıraktıklarına, ailelerine sabır versin. Borç ödeyemediği için yaşamına son verip çoluğunu çocuğunu sahipsiz bırakan kişi onurlu değil sorumsuz olabilir ancak.

Meclis konu hakkında gerçekten bir şey yapmak istiyorsa öncelikle emniyet gücü mensuplarından başlayarak personele ücretsiz danışmanlık ve terapi hizmeti sunsun.

Ekonomi iyi gidiyor gibi görünse de halkı fakir bir ülkeyiz. Millî gelirimizin çok büyük bir kısmı nüfusun çok küçük bir yüzdesi tarafından sahipleniliyor. Buna bir de Tırtlar Vadisi kültürünün şahlanması eklenince kendine güven sorunu olan ergenler kıskançlık yüzünden yaşıtlarını bıçaklayıp kurşunluyor, kredi kartıyla gelirinin üstünde harcama yapıp kendine ait olmayan bir parayla tv'de özendikleri sosyal sınıfa atlamaya çalışan zavallı ücretliler o borçların vadesi gelince çareyi kafalarına silah sıkmada buluyorlar.

"Eğitim şart" cümlesi de komik reklamlarda tiye alınan bir demeç olarak kalıyor ve anlamını yitirerek sadece bir Cem Yılmaz repliği olarak kafamıza kazınıyor.

dipnot: Rahmetli dedem emekli emniyet müdürüydü, polis ya da polis yakını olan kimseler alınmasın, sözlerim çarpıtılmasın diye eklemek istiyorum.

4 yorum:

  1. köşe başlarında hiçbir belgeye ihtiyaç duyulmaksızın kredi kartı dağıtmalar, öğrenciye ev hanımına gelir belgesi ya da garantör gerekmeksizin kart vermeler... hatta ödemeleri düzenli diye mağazalar aracılığıyla üye oldukları bankaların "istemiyorum!" isyanınıza rağmen kart yollamaları...

    hepsi bahane... biz borcunu ödemek için krediyle ev ya da araba alıp onu anında satıp sonra taksit taksit borç ödeyen insanların bulunduğu bir memlekette yaşıyoruz...

    YanıtlaSil
  2. gecen istanbul film festivali icin bilet almaya yoneldigimde, istediginiz filme istediginiz koltugu bulabileceginiz ilk birkacgun zarfinda satisin sadece kredi kartina acik oldugunu ve benim kredi kartimin online ödemeye acik olmadigini ögrendigim sürede artan katsayilardaki sinirliligimle paralel bir baslik acikcasi.

    hersey o kadar cok "kart"lastirildi ki. big brother in gözü hep üzerimizde.

    YanıtlaSil
  3. e guzel evladim, bir reklamci olarak bu ozendirmelerin bas muteahhiti sen degil misin?

    YanıtlaSil
  4. Anılcım hoşgeldin :)

    Çok yüzeysel ve kolay bir bakışla evet, o müteahhit benim. Ama bilinçsiz tüketici kitlesi için reklamcıyı suçlamak, evine hırsız giren adama polisin "köpek alsaydın" demesi gibi bir şey.

    YanıtlaSil