prag sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
prag sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

13 Mayıs 2006 Cumartesi

Prag Dönüşü





Prag gezisiyle ilgili iki satır yazamadan yine yollardayım. Canım ablamın sesi dün telefonda iyi gelmiyordu ve anneler gününü de bahane edere 24 saatlik bir Ankara turu yapayım dedim. Aslında benim aklımdan "keşke yapabilsem" diye geçmisti bu Ankara ziyareti çünkü Prag sonrası feci şekilde yorgunum fakat Aygül sağolsun otomobil kullanmama konusunda beni ikna etti ve otobüsle pıt diye gidip gelirsin diyerek verdiği cesaretle benim bu yolculuğa çıkmama sebep oldu.

Varan'ın Asteknoloji markalı kablosuz ağı sağolsun, şu anda otobüsten bu satırları yükleyebiliyorum. Prag gezisinden özet olarak dört fotoğraf seçtim. Benim görüldüğüm foto, Charles Köprüsü'nün önünde. Arkada kale ve katedral de görülebiliyor.

ikinci ve üçüncü görseller St. Nicholas Kilisesi'ne ait. Eski Prag'a hakim olan Barok mimarinin doruğu olarak kabul ediliyormuş bu kilise. Kilisenin içerisindeki atmosfer gerçekten çok etkileyici. Koskoca katedralde bile bu kadar etkilenmedim.

Son foto da meşhur şehir meydanında astrolojik saat kulesini arkanıza aldığınızda karşınızda duran iki kuleye ait.

Prag'a ikinci defa gidiyor olmanın da avantajıyla toplantı ve resmi gezilerin olmadığı tüm zamanlarımda yürüyerek şehrin altını üstüne getirdim. Bitkinim ama çok mutluyum.

6 Mayıs 2006 Cumartesi

Praha

Çocukken ve ilk gençliğimde, artık hangi kitaptan ya da filmden etkilendiysem hatırlamıyorum, dünyada iki yeri görmek benim için çok önemliydi. Bu yerlerden birincisi Marakeş, ikincisi de Prag'dı. Marakeş'i Alfred Hitchcock'un muhteşem filmi "the Man Who New Too Much - Çok Şey Bilen Adam" yüzünden görmek istiyordum, şimdi hatırladım. Filmin Marakeş'te geçen bölümünden çok etkilenmiştim.

1999 yazında finaller bitmiş ve ben Malatya'ya ailemin yanına dönmüştüm. İşlerde babama yardım ettiğim zamanlardı. Tabii fiziksel olarak 22 yaşında, kafa olarak 13 yaşında bir oğul ne kadar yardımcı olabilirse o kadar yardım edebiliyordum. Babamın evrakları arasında gördüğüm, onun muhtemelen önemsemediği, benimse gözlerimi ışıldatan bir dosya o yaz hayallerimin kenti Prag'ı görebilmemi sağlayan şeydi.

Magneti Marelli madeni yağlarının yetkili satıcılar (bayii yerine böyle deniyor artık) toplantısı Prag'da yapılıyordu ve bizim şirketi temsilen de ben katıldım bu toplantıya. Gezi çok kötüydü. Birlikte gittiğim grup özellikle o yıllardaki kafa yapıma hiç uymayan bir gruptu, vaktimin çoğunda yalnızdım, bir de üstüne üstlük çok yüksek ateşli bir grip geçirdim seyahatim sırasında. Ateşim yükseldiğinde burnum anlamsızca hassaslaşır ve her bir minik koku detayı beynimin içine gelip yapışır adeta. Prag'a dair hatırladığım en önemli şey de kentin küflü kokusudur bu yüzden.

Yıl 2006. Pazartesi günü yine bir yetkili satıcılar toplantısına katılmak için Prag'a gidiyorum. Sanki yarım kalmış bir işim varmış bu kentle, onu bitirecekmişim gibi hissediyorum. Prag beni tekrar çağırıyor. 7 yıl önceki seyahatimde Özden'in SLR fotoğraf makinesini almıştım yanıma. Bu sefer kendi makinemle nasıl fotoğrafla çekeceğim bakalım.

Bu arada Malatya'da geçirdiğim 1,5 gün de tam anlamıyla hayal gibi geçti. Yoğun bir duygu, hatıra ve iletişim yumağı yüksek oranda sıkıştırılmış şekilde bünyeme zerkedildi. Çocukluğumun geçtiği arka bahçemiz, büyüdüğüm oda, yıllardır görmediğim amcalar, teyzeler... Haziran'da daha sakin bir ortamda tekrar gitmek istiyorum Malatya'ya. Aygül de benimle birlikte gelecek inşallah. Bahçemizin, hayatımın ilk cennetinin o eşsiz meyvelerini dalından yeme şansımız da olur böylece.

Bir de küçük not: Başsağlığı dileyen tüm arkadaşlarıma tekrar teşekkür ederim.

19 Mayıs 2006 Cuma

Prag'dan bir video

Prag'ın meşhur saat kulesinin küçük gösterisini filme alıp Youtube'a koydum. 12 havarinin arka arkaya kendilerini gösterdikleri bu eski saat kulesinin başında her saat başı benim gibi bir çok turist birikip eski mekanik gösterini bir kez daha hayat bulmasını bekliyor.



Faruk'un yorumda rica ettiği sorulara cevap vereyim. Yiyecek kültürlerinin temelini çok ucuz olan et oluşturuyor. Dana eti az tüketiliyor olmasına rağmen çok ucuz. Meze olarak yedikleri bir çok yemek de mantar, patates ve et kökenli. Sabah kahvaltı kültürlerinde kendilerine has bir tadları ya da alışkanlıkları bildiğim kadarıyla yok ama hem anglo-sakson hem de slav kültürlerin bir çok ortak özelliğini görebiliyorsunuz. Ben büyük bir otelde kaldığım için kahvaltılar fazlasıyla batılıydı: beykınlar (domuz pastırması), çırpılmış yumurta vb. Çek Cumhuriyeti dünyanın en çok bira üreten ve tüketen ülkesiymiş aynı zamanda. Bildiğimiz çay ve kahve dışında bira gerçekten çok tüketiliyor. Bir de özel likörleri var.

5 Şubat 2007 Pazartesi

Sağlık, diyet, özgüven

Bir haftadır karıcığımla sıkı bir detoks diyetindeyiz. Bu öğlen de lahana salatası var mönümde. Kendimi çok hafif, sağlıklı ve hızlı hissediyorum. Umarım iki gündür yeniden gitmeye başladığımız spor salonumuzu da daha sık ziyaret ederiz önümüzdeki aylarda.

Şubat başı itibariyle Toyota'yla bir ilişiğimiz kalmadı. Bireysel dostluklar nedeniyle özleyeceğim bir müşteri olacak. Yeni ajanslarıyla başarılı olmalarını dilerim. Kocaman müşterim gitmiş olsa da şimdiden yeni gelen 2 müşteriyi ve mevcut müşterilerden de kocaman bir projeyi bana teslim etmiş olan yönetim sayesinde çok fazla boşluğa düşmeden atlatıyorum bu dönemi. Önümüzdeki hafta bir yurt dışı seyahati görünüyor ama daha kesinleşmedi. Şeyler'i takip edenler geçtiğimiz yıl Mayıs'ta yaptığım Prag gezisini hatırlamışlardır. Detayları buradan yazarım yine.

Bir haber de Malatya'dan: Babam bıyık bırakıyor!