20 Aralık 2006 Çarşamba

Bu ne ya?






Geçtiğimiz hafta Gayrettepe dolaylarında karşıma çıkan bu otomobili tanımlayamadım ama çok ilginç buldum.

6 Aralık 2006 Çarşamba

(gerinme sesi ve çıtırdayan eklemler)

Bu saatlere kadar (23:50) ajansta kalmayalı çok olmuş sanırım. Çok hızlı bir haftaydı ama en korkunç gün de bugündü sanırım. Yarın ve cuma daha sakin geçecek umuyorum ki.

Müşterim konkur açtı. Biz de girdik. Katılan 5 ajans da sunumlarını yaptı. Bakalım ne karar verecekler?

3 aydır ilk defa spor salonuna gittim ve ağırlık çalıştım. Bu söylediğim üç gün önceydi ama hâlâ nasıl ağrıyor omuzlarım ve göğüs kaslarım anlatamam. Bench press yedi bitirdi beni.

Müşterim bir işe onay vermek için birazdan ajansta olacak. O yüzden uzatmayıp günü kapatıyorum.

21 Kasım 2006 Salı

üzgün

2006'nın Kasım ayında gerçekten bir uğursuzluk var.

3 Kasım'da gazetenin müşterim için basıp dağıtacağı ekin baskısını kontrol etmek için sabahın köründe Hadımköy'deki Doğan Printing Center'a gittik. Ajansa öğlen gibi geldiğimde bekleyen yığınla e-postanın arasında kuzenim Uğur'un attığı üzücü mesajı gördüm. 39 yıl ailemle çalışmış olan Abdullah Efendi, son 15 yıldır her işimizde bize yardımcı olmuş kanatsız melek, sihirli bahçıvanımız, yorulmak bilmez yardımcımız o 69 yaşındaki adam vefat etmişti. Haberi aldıktan kısa bir süre sonra diğer müşterimin radyo spotunu yapmak üzere ajanstan çıktım. Stüdyoda ablamı arayarak durum hakkında konuşmak istediğimde asıl gerçeği öğrendim. Abdullah amcacığımız eceliyle ölmemiş, yüzlerce sabıkası olan bir sapık, 3-5 kuruş için bu yaşlı adamcağızı bıçakla delik teşik ederek katletmiş meğer. Üstelik de halamın kaldığı dairenin hemen altında yer alan babamın içi boş ofisinde uyumaktayken. (Malatya Haber'in olay hakkındaki sayfası)

O gece sabaha kadar ağladım. Takip eden cumartesi günü bir toplantı için ajansa geldiğimde Aygül'le kararlaştırmış olduğumuz gibi Malatya'ya, babamların yanına gitmek için izin isteyecektim bir günlüğüne. Toplantımızın başlamasına beş dakika kala babam aradı ve başka bir şok haber verdi: Kemal amcanın oğlu Mehmet trafik kazası geçirmişti ve Amerikan Hastanesi'nde yoğun bakımdaydı. Nathalie'ye durumu anlatıp apar topar hastaneye, Mehmet'in ablası Banu'nun yanına koştum. Hastanede bir iki saat kadar kaldıktan sonra Bigumigu toplantısına, Aygül'ün yanına geldim. Aygül'e bir şey çaktırmak istemedim, çünkü Mehmet'in durumu gerçekten ağırdı. O akşam yeni tanıştığım bir sürü insanın yanında acımı saklayarak ve sürekli telefonda durum hakkında birileriyle konuşarak ayrılık zamanının gelmesini bekledim. O gece ve sonrasındaki iki gün boyunca hastaneye, Banu'ya destek olmaya ve Mehmet'in durumunu öğrenmeye sık sık gittim.



Ne yazık ki durum kötüye gitti ve salı günü Mehmet'in ölüm haberini yine Malatya'dan, bu kez annemin hıçkırıklar içerisindeki sesiyle aldım. Aygül kısa sürede beni toparladı ve cuma gününü izin almamızı organize edip uçak biletlerimizi satın aldı. Cuma sabahtan gittiğimiz Malatya'da çocukluk arkadaşım, babamın en yakın arkadaşlarından birinin oğlu Mehmet'i toprağa verdik. Annem, Babam ve halam bir hafta önceki olayın şoku ve üzüntüsü yanında bu olayla da iyice çökmüşlerdi. İki gün daha orada kalıp elimizden geldiğince onların havasını düzelttikten sonra İstanbul'a döndük.

Bu geçtiğimiz hafta sonu da, annemlerin ani bir şekilde Malatya'ya gitmelerinden sonra bu kez Ankara'da yalnız kalmış olan ve kulağındaki rahatsızlıktan dolayı morali iyice bozulmuş olan ablamı, yakın zamanda belini incitmiş olan eniştemi ve yeni yürümeye başlayan dünya tatlısı yeğenim Ayda'yı görmek üzere Ankara'ya gittik. Cuma günü benim çok önemli bir sunumum vardı ve sunum sonrasında evde Aygül'e gelişmeleri anlattıktan sonra o da bana bir gündür benden gizlenen gerçeği söyledi; rahmetli Neriman halamın eşi İlhan eniştem Ankara'da beyin kanaması geçirmişti ve hastanede yoğun bakımdaydı. Hafta sonu İlhan eniştemin oğlulları, çok sevdiğim kuzenlerim Erman ve Ercan'ı ve bu olay üzerine bu sefer panikle Ankara'ya gelen anne-babamı gördüm. Eniştemizin durumunda henüz bir iyiye gitme yok ne yazık ki.

Zor bir ay oldu. Üst üste gelen acı olaylar ve yaşımın getirdiği sorumlulukla kendi acımı yaşayamadan başkalarına destek olma dürtüsü yüzünden çok fazla şeyi içime attım sanırım. Cumartesi gecesi ablamlarda uyurken sabaha karşı gördüğüm rüyada Abdullah Efendi'nin ölümünü rahmetli dedemin ölümü olarak görmem ve tüm pazar günü de bu kabusun etkisinden kurtulamamam da bunun bir işareti sanırım.

Şimdi Aygül'le yaralarımızı sarmaya çalışıp bir yandan da bu trajedilerin işlerimizi aksatmamasına çalışıyoruz. Moralim çok bozuk.

2 Kasım 2006 Perşembe

Ampul değiştirme

Meşhur ampul değiştirme fıkrasının reklam ajanslarına uyarlanmış hali:

How an Ad Agency Changes a Light Bulb.

Q. How many account executives does it take to change a light bulb?
A. How many would you like?

Q. How many media people does it take to change a light bulb?
A. I first need to figure how many people the light will reach, and
then I can back out a number.

Q. How many writers does it take to change a light bulb?
A. Change! I’m not changing crap! This is bull**** - who said to change
it?

Q. How many art directors does it take to change a light bulb?
A. Does it have to be a light bulb?

Q. How many creative directors does it take to change a light bulb?
A. Let me go to LA and find out.

Q. How many producers does it take to change a light bulb?
A. I don’t know. What do you think?

Q. How many print production managers does it take to change a light
bulb?
A. Forget it. We don’t have the budget for a new one.

Q. How many traffic people does it take to change a light bulb?
A. All I know is that it should have been changed last week, and it’s
not my fault.

Q. How many ad accountants does it take to change a light bulb?
A. First give me your timesheet and then I’ll tell you.

Q. How many Mac Artists does it take to change a light bulb?
A. Did you book time for this work?

Q. How many editors does it take to change a light bulb?
A. Two. One to change it and one to check the change.

30 Ekim 2006 Pazartesi

Roy Vedas - Fragments of Life

Fragments of Life dünyanın en güzel şarkısı mı, yoksa bu şarkıyla tanışmamın gençlik dönemime denk gelmiş olması mı onu bu kadar sevmiş olmama sebep oluyor?

2 Ekim 2006 Pazartesi

Toyota'nın efsane yöneticisi: Yoshio Ishizaka



Bugün onca işin arasında vakit bulup da Sabancı Center'a gidip Sabancı Üniversitesi MBA bölümünün davetlisi olarak Türkiye'ye gelen Yoshio Ishizaka'yı dinleme fırsatı bulmak inanılmazdı. Yoshi, Toyota Motor Corporation'ın (Amerikalılar ToMoCo diyorlar kısaca) eski başkan yardımcısı ve şu anda da şirket yönetim kuruluna baş danışmanlık yapıyor. İngilizce özgeçmişini buradan okuyabilirsiniz.

Toyota'nın Japonya dışındaki satışları ve Lexus markasının lansman projesi gibi bir çok önemli projeye imza atan Yoshi, Toyota'nın nasıl böyle güçlü bir hale geldiğini kısaca özetledi, kendi yöneticilik dönemindeki başarıları anlattı ve başarılı bir lider olmak için gerekli gördüğü 8 kuralını (Yoshi's 8 rules) anlattı.

Toyota'nın nasıl başarılı olduğu hakkında internette milyonlarca (Google'da "Toyota management" kelimelerini aratın ve kendiniz görün) makale bulabileceğiniz için Toyota Production System ya da Toyota Way gibi konulara bu yazıda girmeyeceğim. Toyota'nın en temel varoluş felsefelerinden Kaizen'e yani sürekli ilerlemeye de başka bir zaman değinirim. Bu yazının konusu, Yoshi'nin 8 kuralı.



1- Açık bir zihne sahip olun ve seyahat etmeyi sevin

1963'ten, emekli olduğu 2005'e kadar, arada Japonya'da görev aldığı bir kaç yıl dışında sürekli yurt dışında bulunan Bay Yoshi, gittiği her yerde insanlarla iletişim kurmanın ne kadar önemli olduğunu anlamış. Seyahat etme konusunda rahat olan bir yöneticinin iş gezilerinde bulunmasının da daha rahat olduğunu düşünüyor. O an orada, yani işin başında olmanın, işi yerinde takip etmenin yerini hiçbir şeyin tutamayacağını söylüyor.

2- İyi bir dinleyici olun

İyi yöneticiler konuşmaları kadar dinlemeleri ile de ön plana çıkarlar. Doğru kararları almadan önce konuyla ilgili her görüşü almak ve bu şekilde sonuca varmak iyi bir liderin yapması gereken şeydir. Yönettiğiniz organizasyonda her seviyedeki kişiler söylediklerinin dinlendiğini ve değerlendirildiğini anladıklarında size de daha çok saygı duyarlar.

3- Olumlu bir tutum benimseyin

Olumlu tutum, daha iyi performansa sebep olur, daha iyi performans da daha olumlu olmanızı sağlar. Bu zincirleme reaksiyonun tersi de aynı şekilde geçerlidir ve ondan kesinlikle kaçınılmalıdır: Olumsuz tutum ve onun sonucunda doğacak olan yetersiz performans. Yeni bir iş çevresine ya da kültüre girerken de olumlu olmanın faydalarını görürsünüz. İyi bir lider, her türlü zor koşulun aşılabileceğine önce kendisi ilanmalıdır ki, takımını da inandırabilsin.

4- Zihnen ve bedenen sağıklı olun

Bir yöneticinin zaman zaman zor kararlar alması ve yoğun baskılar altında doğru seçimleri yapabilmesi gerekir. Bunun tek yolu sağlıklı bir zihne yani "sağlam kafa"ya sahip olmaktan geçer. Özellikle hafta sonları çalışılmamalı ve kişisel zamanlar yaratılmalı ki, işimizde daha taze bir zihin ve fikirlerle çalışılabilsin. İşiniz asla hayatınız olmasın ama hayatınızın bir kısmını mutlaka işinize taşıyın. Dinlenme, beslenme ve eksersizlerinizi de ihmal etmeyin.

5- Hayatın bir öğrencisi olun

İyi bir yönetici kişisel gelişimin ve eğitimin tüm bir hayat boyunca devam ettiğini bilir. İş kitapları okumalısınız ve bulunduğunuz ülkelerin kültürleri ve tarihleri hakkında da bilgi edininiz. Ayrıca çalışma arkadaşlarınızla olan ilişkilarinizde de onlardan edinebildiğiniz her türlü katkıyı değerlendirmelisiniz.

6- Başkalarına saygı duyun

Başarılı bir lider bilir ki, insan iletişiminin başlangıç noktası saygıdır. Daima her seviyedeki insana saygı gösterin. Patronunuzu dinlemek ve ona saygı göstermek elbette ki önemlidir ama organizasyonunuzun ön saflarındaki kişilerin görüşlerini de hevesle ve yargılamadan dinleyin.

7- Tam bir takım oluşturun

İyi bir lider yalnız kendi başarısının değil, ekibindeki her bir kişinin gelişiminin de peşinde koşmalıdır. İyi günde de, kötü günde de birlikte çalıştığı ekibe bağlı olan lider, daima daha çok saygı görecektir.

8- Eğlenin

İyi bir lider eğlenmeyi bilmelidir. İnsanlar sevdikleri kişilerin peşinden gitmeye eğilimlilerdir ve eğlenmeyi bilen kişileri de daha çok severler. Hayat, işinize ölüm-kalım meselesi gibi yaklaşmak için çok kısadır.

Son olarak Yoshi'nin iş hayatıyla ve Toyota'nın mücadele ettiği şeyle ilgili şu idealini de aktarayım: en başarılı ve en saygı duyulan şirket olmak. Yani en çok satış yapan ve en yuksek karı elde eden şirket olmanın yanısıra, en çok saygı duyulan şirket de olmak. Çünkü, diyor Yoshi, başkalarının size zorla saygı duymasını sağlayamazsınız, bu içten gelen bir şeydir.

27 Eylül 2006 Çarşamba

şunlar şunlar oldu (2)

Kronolojik olmayan bir sırada son günlerin sosyal anlamda özeti:

Geçtiğimiz Pazar günü kuzen Tims@h'la -onun sağladığı AROC VIP biletleriyle- WTCC İstanbul ayağı için İstanbul Park'taydık. Paddok'ta ve Alfa Romeo'nun VIP salonunda geçirdiğimiz güzel vaktin ardından ilk yarışı izledik. F1'de de yarışmış olan Alex Zanardi, BMW'siyle ilk yarışı kazandı. 4-5 yıl önce geçirdiği kazada her iki bacağını kaybeden pilotun 2. WTCC zaferiydi bu. Yarışta çektiğim kısa filmler çok heyecansız olduğu için eklemiyorum, onun yerine buyrun fotoğraflarımızı paylaşıyorum.





Yeri gelmişken 2006 F1 Petrol Ofisi İstanbul Grand Prix'sinde yine 8 no'lu tribündeydim. Geçen sene olduğu gibi Batubey'le karşılaşıp hasret giderdik. Başka bir foto için de Kidinmind'ın blogunu ziyaret edebilirsiniz. 8'de onunla da karşılaştık.



Bakınız F1 pilotları nasıl da selamlıyor halkı.



Geçen hafta pazar da Sonat'la Ali Sami Yen'de Galatasaray - Beşiktaş maçını izledik. 1-0 yendiğimiz maçın öncesinde ilk lisanslı Galatasaray formamı da satın aldım.



21 Eylül 2006 Perşembe

rpm radar - Red Devils

Şirketler Ligi 2006 basketbol turnuvasına ajans olarak Red Devils adlı takımımızla katılıyoruz. Geçen pazar günü grubumuzda ilk maçlarımızı oynadık. İlk maçımızda Autoliv takımına yenilip daha sonra Telenity Canvas ve Turkcell-1 takımlarını yendik ve gruptan çıkmaya hak kazandık.

Bu cumartesi günü 11:40'ta Akatlar'daki Şişli Terakki Lisesi'nin spor salonunda Tetrapak takımıyla 2. tur için mücadele edeceğiz. Beni ve diger Red Devil'leri desteklemek için orada olmak isteyenleri bekliyoruz. (Buralarda bir yerde tesisler)



Ulaşım:
TERAKKİ VAKFI SPOR TESİSLERİ SEKRETERLİĞİ
Akatlar, Ebulula Mardin Caddesi, 12/A, Levent / İstanbul
Telefon 0212 351 00 60 / 207 - 208
Faks 0212 351 00 45
E-Posta sportesisleri@terakki.org.tr