İklim açısından bakıldığında garip bir gündü.
Alper'le ve daha sonra Ceren ve Hakan'la Coconot'ta otururken yağmur yağdı, ardından güneş açtı falan. Hakan bir adet birayı devirdi. Ceren'in ayyakkabısının filelerinin içerisinden içeriye doğru aktı bira. Hakan'la 4'er bira içtik sanırım. Sonra ben akşam yemeğinde 4 veya 5 adet de rakı götürdüm (duble denenlerden) fakat akabinde kendimi iyi hissettim mi? Hayır.
Şöyle bir komik muhabbet oldu garsonla aramda son kadeh sırasında:
"Bu kadar rakı yeterli mi efendim?"
"Hayır! Değil!"
"Ee, o zaman, tabii efendim, kem küm..."
Herifçioğlu şişenin dibini alıp götürmeyi mi planlıyordu neydi anlamadım...
Aygül bu gece Candan Erçetin'in konserine gitti. Sonra da Onur diye biriyle İndigo'ya gidecekti ama sonra vazgeçti.
Yarın İstanbul'a yolculuk var. Keşke yol bomboş olsa ve Trin hiç benzin harcamadan uçsa... (gelirken 180 YTL kadar harcadım benzine)
29 Mayıs 2005 Pazar
27 Mayıs 2005 Cuma
Jedi'nin Dönüşü
Selam. Madem hareketlerimin kestirilemez olmasından hoşlanıyorum, o zaman salıya kadar beklemeyip günlüğümü yeniden aktive edebilirim. Üstelik buraları ziyaret etmeyi ihmal etmeyen dostlara da bir kıyak çekmiş olurum böylece.
Önce başlık: Return of the Jedi ülkemizde Jedi'nin Dönüşü diye oynamıştı. Jedi'ın Dönüşü diye değil... Komik geldi hatırlayınca. Onu bir anayım istedim.
Aygül'le iki aydır birlikteyiz. En yakın dostlarıma bile anlatırken temkinli olup bas bas bağırmadığım mutluluğumu elbette ki burada da bir ketumluk süzgecinden geçirip öyle aktaracağım. Aygül gerçekten çok eşsiz bir kız. Onu kimseye benzetmek mümkün değil. Onun gibi birini hayal etmeye çalışsaydım bile bu kadar iyi bir konseptle çıkamazdım ortaya. Belki daha sonra daha fazla detay veririm.
Bugün Ankara'ya gidiyorum. İş çıkışı. Bakalım kaçta düşebileceğim yollara... Bu akşam direkt olarak ablamlara gidip onlarda kalacağım. Yarın akşam da annemlerde kalırım artık. Pazar 14:00 - 15:00 gibi dönüş yolunda olmayı planlıyorum. Pazar akşamı evde ve sevgilimin yanında olmayı istiyorum.
Bugünlerde işlerim yoğun yine. Günlüğe takılmadığım zamanlarda işte bir gelişme oldu ve artık World markasına da hizmet veriyorum Yapı Kredi dışında. Bu da işlerimi epey artırdı tabii. Bizim sektörde senenin geneli düşünüldüğünde kış aylarına göre daha sakin geçmesi beklenen zamanlara yaklaşıyoruz. Umarım biraz sakinleyip dinlenebilirim. Kafamı işlerden başka bir şeylere de vermek istiyorum. Katılmak istediğim bir yarışma vardı ve ne yazık ki katılamadım. Umuyorum ki taşınabilir bilgisayarımı aldığımda yazı yazmak gibi bazı şeyleri şimdi olduğundan daha rahat yapabiliyor olacağım.
Buraya yazmadığım zamanlarda çok güzel şarkılar da dinledim. Onlardan da bazılarını yazarım artık.
Şimdi işe dönme zamanı... Bakalım bir daha ne zaman yazabileceğim.
Önce başlık: Return of the Jedi ülkemizde Jedi'nin Dönüşü diye oynamıştı. Jedi'ın Dönüşü diye değil... Komik geldi hatırlayınca. Onu bir anayım istedim.
Aygül'le iki aydır birlikteyiz. En yakın dostlarıma bile anlatırken temkinli olup bas bas bağırmadığım mutluluğumu elbette ki burada da bir ketumluk süzgecinden geçirip öyle aktaracağım. Aygül gerçekten çok eşsiz bir kız. Onu kimseye benzetmek mümkün değil. Onun gibi birini hayal etmeye çalışsaydım bile bu kadar iyi bir konseptle çıkamazdım ortaya. Belki daha sonra daha fazla detay veririm.
Bugün Ankara'ya gidiyorum. İş çıkışı. Bakalım kaçta düşebileceğim yollara... Bu akşam direkt olarak ablamlara gidip onlarda kalacağım. Yarın akşam da annemlerde kalırım artık. Pazar 14:00 - 15:00 gibi dönüş yolunda olmayı planlıyorum. Pazar akşamı evde ve sevgilimin yanında olmayı istiyorum.
Bugünlerde işlerim yoğun yine. Günlüğe takılmadığım zamanlarda işte bir gelişme oldu ve artık World markasına da hizmet veriyorum Yapı Kredi dışında. Bu da işlerimi epey artırdı tabii. Bizim sektörde senenin geneli düşünüldüğünde kış aylarına göre daha sakin geçmesi beklenen zamanlara yaklaşıyoruz. Umarım biraz sakinleyip dinlenebilirim. Kafamı işlerden başka bir şeylere de vermek istiyorum. Katılmak istediğim bir yarışma vardı ve ne yazık ki katılamadım. Umuyorum ki taşınabilir bilgisayarımı aldığımda yazı yazmak gibi bazı şeyleri şimdi olduğundan daha rahat yapabiliyor olacağım.
Buraya yazmadığım zamanlarda çok güzel şarkılar da dinledim. Onlardan da bazılarını yazarım artık.
Şimdi işe dönme zamanı... Bakalım bir daha ne zaman yazabileceğim.
25 Nisan 2005 Pazartesi
tiger
Apple'ın işletim sistemi mac os x'in tiger sürümü 4 gün sonra piyasaya sürülüyor.
Buraya Mayıs sonuna kadar yazmamaya karar verdim.
Haziran 1'de sansürsüz olark görüşmek üzere.
Buraya Mayıs sonuna kadar yazmamaya karar verdim.
Haziran 1'de sansürsüz olark görüşmek üzere.
14 Nisan 2005 Perşembe
kira ve diğer şeyler
Borcunu ödemeyen kiracıma çok kızgınım. Geciktirdiği ödemeye gerçekten ihtiyacım var ve kendisine ulaşamıyorum. Daha önce benzer problemler yaşadığımızda bir baskı unsuru olarak ortaya çıkıp yardımıma koşan emlakçım ise hastanede ve haftabaşına kadar da işlerle ilgilenmeyecekmiş. Pişkin kiracımla ilgili bir önerisi olan varsa söylesin. İlk etapta telefon tacizlerini artıracağım sanırım.
Trin'e vandallar saldırdı.
İçerde bırakılan küçük çanta haddinden fazla önemsendi muhtemelen. Salı akşamı Suadiye'de Bağdat Caddesi sokaklarından birinde sol arka çamurlu üstündeki dev camı kırarak otomobilimin içine duhül ettiler ve çantayı aldılar. Kasko yaptırmamanın maliyeti gerçekten yüksek oldu. Neyse ki Trinity şu anda eski sağlıklı haline geri döndü bile...
Trin'e vandallar saldırdı.
İçerde bırakılan küçük çanta haddinden fazla önemsendi muhtemelen. Salı akşamı Suadiye'de Bağdat Caddesi sokaklarından birinde sol arka çamurlu üstündeki dev camı kırarak otomobilimin içine duhül ettiler ve çantayı aldılar. Kasko yaptırmamanın maliyeti gerçekten yüksek oldu. Neyse ki Trinity şu anda eski sağlıklı haline geri döndü bile...
12 Nisan 2005 Salı
Az önce pdf olarak gönderilen bir ilanı alan aracı medya kuruluşundan pdf'in virüslü olduğuna dair bir bilgi geldi. Yeni doküman hazırlanıp gönderilecek. pdf dosyasına virüs bulaşma olasılığı yoktur öyle değil mi?
Bu ay para konusunda oldukça sıkışmış durumdayım. Mayıs ayını tutarlı harcamalar ayı ilan ediyorum. Nisan ayında geçiş dönemi olacağından birden tedbir kararları uygulamak olmaz.
Özden ve Çiğdem'i ne kadar özlemişim... İlaç gibi geldi bu hafta sonu yahu!
Dün Man on Fire'ı seyrettim. Tony Scott döktürmüş. Çok güzel bir filmdi.
Bu ay para konusunda oldukça sıkışmış durumdayım. Mayıs ayını tutarlı harcamalar ayı ilan ediyorum. Nisan ayında geçiş dönemi olacağından birden tedbir kararları uygulamak olmaz.
Özden ve Çiğdem'i ne kadar özlemişim... İlaç gibi geldi bu hafta sonu yahu!
Dün Man on Fire'ı seyrettim. Tony Scott döktürmüş. Çok güzel bir filmdi.
11 Nisan 2005 Pazartesi
Ankara
Hafta sonu Ankara'daydım.
Çok muhteşemdi.
Evimde eşyalarım kayboluyor. Hem unutkan, hem paranoyak olmak ne zordur bilir misiniz kuzum?
Şu anda şıpır şıpır terliyorum. Bahar diye beklerken yaz geliverdi karşımıza. Tanrının espri anlayışını seviyorum.
Öğlenleri bir americano içiyorum. Bu kahvenin ajanstaki ismi sulu zırtlak.
Masamdaki mor çiçeklerin suyunu değiştirdim. Mor değil de eflatunlar daha çok. Arada bir iki tane de beyaz var. Çok güzeller...
Çok muhteşemdi.
Evimde eşyalarım kayboluyor. Hem unutkan, hem paranoyak olmak ne zordur bilir misiniz kuzum?
Şu anda şıpır şıpır terliyorum. Bahar diye beklerken yaz geliverdi karşımıza. Tanrının espri anlayışını seviyorum.
Öğlenleri bir americano içiyorum. Bu kahvenin ajanstaki ismi sulu zırtlak.
Masamdaki mor çiçeklerin suyunu değiştirdim. Mor değil de eflatunlar daha çok. Arada bir iki tane de beyaz var. Çok güzeller...
7 Nisan 2005 Perşembe
bahar gelsin
Yoksa geldi bile mi?
İşyerinde Bilkent MA'den bir çocuk var. Herif geldi ve "senin blog'u buldum" dedi! Tabii nasıl rast geldiğine dair bir ipucu vermedi buraya, ama eğlendik ikimiz de. Ben de "aa, dur o zaman seni de yazayım blog'uma da gör sen" dedim. Ehe ehe diye güldük falan. Eğlenceli muhabbet oldu.
Bugün ülkemize gelecek çok mühim bir ziyaretçinin şerefine uzun zamandır takmadığım sarı-kırmızı bilekliğimi taktım.
Masamda çok güzel çiçekler var ama blog'umun yeni izleyicileri dedikodu yapmasın diye kimin gönderdiğini söylemek istemiyorum. Bu zalimce oldu biraz ama ben çok eğleniyorum, yaşaa!
İşyerinde Bilkent MA'den bir çocuk var. Herif geldi ve "senin blog'u buldum" dedi! Tabii nasıl rast geldiğine dair bir ipucu vermedi buraya, ama eğlendik ikimiz de. Ben de "aa, dur o zaman seni de yazayım blog'uma da gör sen" dedim. Ehe ehe diye güldük falan. Eğlenceli muhabbet oldu.
Bugün ülkemize gelecek çok mühim bir ziyaretçinin şerefine uzun zamandır takmadığım sarı-kırmızı bilekliğimi taktım.
Masamda çok güzel çiçekler var ama blog'umun yeni izleyicileri dedikodu yapmasın diye kimin gönderdiğini söylemek istemiyorum. Bu zalimce oldu biraz ama ben çok eğleniyorum, yaşaa!
30 Mart 2005 Çarşamba
23 Mart 2005 Çarşamba
22 Mart 2005 Salı
bugünlerde...
Bu isimde bir yazım vardı.
Daha doğrusu yazım bu isimle yayımlanmıştı. Orijinal adı "Bir Şarkı Sözü Denemesi ya da Etrafa Özlü Sözler Yapıştıran İnsanlar"dı. Tournier'in "Amandin ya da İki Bahçe" adlı öyküsünün isminden etkilenmiş olmalıyım. Bu arada bir ara internette Amandin yüzünden yazıştığım bir kız vardı ama sonra birdenbire kayboldu. Onu hatırladım şimdi bir anda! Her neyse; editörün bu ismi değiştirmiş olması hiç de canımı sıkmamıştı açıkçası. Yazmaya yeni başladığım bir dönemdi ve başlıklar konusunda çok zorlanıyordum gerçekten de.
Bu bir süre yazışılan sonra hop diye yok olan kişilerin hep "bogus" olduğunu düşünmüşümdür. Paranoyak olduğum için hiç tanımadığım birinden durup dururken gelen bir e-postanın büyük ihtimalle beni tanıyan ve bana kendi çapında küçük bir oyun oynayan birinden geldiğini düşünürüm. Aslında bir açıdan bu paranoyanın eskisi kadar kuvvetli olmadığını da kabul etmem gerekir. İnsanın kafasından bir şeyler hakkında şüpheler geliştirmesi için bir miktar zamana ihtiyacı oluyor. Hayatımda o zaman yok artık galiba. Söylenen her şeyin en başta doğru olduğunu var saymak ve buna göre hareket etmek kendine yeterince güvenen ve ayakları da sağlam bir şekilde yere basan bir serseri için kesinlikle daha huzurlu ve basit.
Bugün masamı toplamalıyım. İki aydır canımı çıkaran proje sona erdi ve tam yan gelip yatmaya başlarken yeni ve aslında benimle ilgisi olmayan bir projeye destek vermeme karar verildi.
Bir avukat ve bir muhasebeciye ihtiyacım var.
Daha doğrusu yazım bu isimle yayımlanmıştı. Orijinal adı "Bir Şarkı Sözü Denemesi ya da Etrafa Özlü Sözler Yapıştıran İnsanlar"dı. Tournier'in "Amandin ya da İki Bahçe" adlı öyküsünün isminden etkilenmiş olmalıyım. Bu arada bir ara internette Amandin yüzünden yazıştığım bir kız vardı ama sonra birdenbire kayboldu. Onu hatırladım şimdi bir anda! Her neyse; editörün bu ismi değiştirmiş olması hiç de canımı sıkmamıştı açıkçası. Yazmaya yeni başladığım bir dönemdi ve başlıklar konusunda çok zorlanıyordum gerçekten de.
Bu bir süre yazışılan sonra hop diye yok olan kişilerin hep "bogus" olduğunu düşünmüşümdür. Paranoyak olduğum için hiç tanımadığım birinden durup dururken gelen bir e-postanın büyük ihtimalle beni tanıyan ve bana kendi çapında küçük bir oyun oynayan birinden geldiğini düşünürüm. Aslında bir açıdan bu paranoyanın eskisi kadar kuvvetli olmadığını da kabul etmem gerekir. İnsanın kafasından bir şeyler hakkında şüpheler geliştirmesi için bir miktar zamana ihtiyacı oluyor. Hayatımda o zaman yok artık galiba. Söylenen her şeyin en başta doğru olduğunu var saymak ve buna göre hareket etmek kendine yeterince güvenen ve ayakları da sağlam bir şekilde yere basan bir serseri için kesinlikle daha huzurlu ve basit.
Bugün masamı toplamalıyım. İki aydır canımı çıkaran proje sona erdi ve tam yan gelip yatmaya başlarken yeni ve aslında benimle ilgisi olmayan bir projeye destek vermeme karar verildi.
Bir avukat ve bir muhasebeciye ihtiyacım var.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

