14 Şubat 2007 Çarşamba

işimdeyim, gücümdeyim

Bir buçuk günlük İtalya gezisinden gelip ayağımın tozuyla Aygül'le birlikte Kırmızı Ödülleri törenine gittim. Organizasyon çok iyiydi. Tören gayet iyi geçti. Bizim ajans ödülleri topladı. 4 Kırmızı'da 2 Kıpkırmızı ödülü fena bir oran değil. Bana bir iki gün daha verin. İşleri bir toparlayıp kısacık İtalya gezisiyle ilgili kısa ama görsellerle süslenmiş bir yazıyı yazıp buradan yayınlayacağım.

11 Şubat 2007 Pazar

Hitit Güneşi Star Haberde!

Daha önce bahsettiğim "Ankara'nın Hitit Güneşi Amblemi" haberi dün akşam (10.02.2007) Star kanalının ana haber bülteninde konu oldu. Haberi buradan da izleyebilirsiniz.



Bu arada bu etiketleri nereden bulabileceğinizi bilemiyorum. Bana ulaşan ve internette okuduğum haberlere göre etiketleri gençler ve harekete ilgi duyanlar bir şekilde kendileri basıyorlar. Aşağıdaki amblemi bilgisayarınızdan çıkış alıp otomobilinizin arka camına yapıştırarak bile tavrınızı ortaya koyabilirsiniz dilerseniz.

10 Şubat 2007 Cumartesi

Tembel Hayvan 2

Geçmiş zaman olur ki, bir tembel hayvan (sloth) yazısı yazmış ve bu hayvancağızları ne kadar çok sevdiğimi anlatmıştım. Bugün Tarık'ın bloğunda gördüğüm linkle aklım başımdan gitti. Bebek bir tembel hayvanın uykulu halini gösteriyor video. Çok etkileyici.



Bu ondan bile minik!

9 Şubat 2007 Cuma

İtalya

Toplantı kesinleşti, vizem alındı, rezervasyonlar tamamlandı, sunumlar, dokümanlar son hallerine getiriliyor... Pazartesi sabah bir günlük bir iş gezisi için İtalya'ya gidiyorum. Oldukça yoğun bir program var. Salı günü dönüşte de apar topar Kırmızı Ödülleri'nin gecesine Refresh Venue'ye gidiyoruz. Yarın önümüzdeki hafta başındaki yokluğumu da planlamam gereken ve arka arkaya iki toplantıda bulunacağım zor bir gün olacak. Cumartesi günü de pazarlama blogcularının Marketing Türkiye himayesindeki toplantısına katılacağız Aygül'le. Şöyle Mayıs gibi bir haftalık bir izin kullanabilsem çok güzel olacak.

6 Şubat 2007 Salı

minik şeyler

Yeni bloğum "minik şeyler" yayında! Masamızda duran sessiz dostlarımız, minik makinelerimiz, büyümeyen çocukların oyuncaklarıyla ilgili bir blog burası. İzleyicilerin de katılımını bekliyor, siz de minik şeylerinizin görüntülerini gönderebilirsiniz.

5 Şubat 2007 Pazartesi

Sağlık, diyet, özgüven

Bir haftadır karıcığımla sıkı bir detoks diyetindeyiz. Bu öğlen de lahana salatası var mönümde. Kendimi çok hafif, sağlıklı ve hızlı hissediyorum. Umarım iki gündür yeniden gitmeye başladığımız spor salonumuzu da daha sık ziyaret ederiz önümüzdeki aylarda.

Şubat başı itibariyle Toyota'yla bir ilişiğimiz kalmadı. Bireysel dostluklar nedeniyle özleyeceğim bir müşteri olacak. Yeni ajanslarıyla başarılı olmalarını dilerim. Kocaman müşterim gitmiş olsa da şimdiden yeni gelen 2 müşteriyi ve mevcut müşterilerden de kocaman bir projeyi bana teslim etmiş olan yönetim sayesinde çok fazla boşluğa düşmeden atlatıyorum bu dönemi. Önümüzdeki hafta bir yurt dışı seyahati görünüyor ama daha kesinleşmedi. Şeyler'i takip edenler geçtiğimiz yıl Mayıs'ta yaptığım Prag gezisini hatırlamışlardır. Detayları buradan yazarım yine.

Bir haber de Malatya'dan: Babam bıyık bırakıyor!

4 Şubat 2007 Pazar

Yeni bir blog geliyor

Şeyler'e kardeş geliyor. Kısa süre içinde yayında olacak. Büyük bir ihtimalle Blogspot altyapısında olacak o da. Heyecanla bekleyiniz.

2 Şubat 2007 Cuma

Hepimiz Ermeniyiz

Hadi Uluengin Hürriyet'te ne kadar güzel yazmış. İnsanlığımızın unutturulmasına fırsat vermemek için okuyun ve okutun. Hatta kopyalayıp yapıştırayım da 27 Ocak 2007 tarihli yazıyı.

Hadi ULUENGİN

huluengin@hurriyet.com.tr

Neden hepimiz Ermeniyiz?


ULUSUMUZ için ne denli bir onur ve ne denli bir asálet madalyasıdır ki, Hrant Dink’in katlinden beri alnımız "hepimiz Ermeniyiz" sembolüyle pırıldıyor.

Aslında, yukarıdaki simgeselliğin kökeni 1943 Ekimine uzanır.

Çünkü o tarihte Hitler Almanya’sı, Danimarka halkının ve hükümetinin 1940’taki işgal başından beri Nazilere teslim etmeyi reddettiği Yahudileri mutlaka toplamak kararı aldı.

Operasyonları kolaylaştırmak için de, gamalı haç boyunduruğu altındaki diğer yerlerde olduğu gibi, ilk iş olarak Musevilerin göğüslerine sarı Davudi yıldız yerleştirilmesini istedi

Berlin özel temsilcisi Werner Best bunu Saray’na bir ültimatom olarak sundu.

* * *

FAKAT, pes etmek ne kelime ve tam tersine, Kral 10. Kristian derhal meydan okudu.

İşgalci komutana, böyle bir durumda kendisinin ertesi sabahtan itibaren Davudi yıldız dikilmiş resmi üniformayla Kopenhag sokaklarında yürüyüşe çıkacağını bildirdi.

Taçlı devlet yöneticisinin yukarıdaki tavrı duyulur duyulmaz da, zaten hiçbir şekilde Nazilerle uzlaşmamış olan ülke ahalisi şu slogan etrafında birleşti:

"Hepimiz Yahudiyiz"!

* * *

OYSA tabii ki, Danimarkalılar bu simgeyi benimsemekle ne kendi Cermen ırklarını bırakıp Sami kavme geçmiş; ne de İsevi dinlerini Musevi inançla değiş tokuş etmiş oldular.

Yalnız ve yalnız, farklılığından dolayı husûmete maruz kalan "öteki"ni sahiplendiler.

Onu "ben" kılmak erdemini, yüceliğini ve alicenáplığını sergilediler.

Zaten bundan dolayıdır ki, tüm Danimarka ulusu insanlık tarihinde "ádil" diye yazıldı.

Artı, o gün bugündür de, "hepimiz"in arkasına herhangi bir mağdur kimliği ekleyerek bunu bütün bir "biz"le özdeşleştirmek, insaniyetçiliğin temel sembollerinden birine dönüştü.

* * *

NİTEKİM, söz konusu "biz" duruma, mekána ve olaylara göre değişiklik arzetti.

Örneğin, atmışlı yıllar ortasında, ırkçılığı reddeden Amerikalı beyazlar kara tenlilerin otobüse alınmadığı bir Memphis’te, bir Albany’de, "hepimiz zenciyiz" diye gösteri yaptılar.

Yahut, Hintli yazar romanından ötürü "kátli váciptir" fetvásıyla karşılaştığında, fikir ve ifade özgürlüğü savunucusu aydınlar "hepimiz Salman Rüşdi’yiz" rozetiyle dolaştılar.

Daha yahut, Nazi artıkları Solingen’de gurbetçilerimizin yaşadığı evi kundakladığında, "öteki" nefretini lánetleyen Almanlar "hepimiz Türküz" pankartı altında yürüdüler.

Ve yine tabii ki, çok uzatabileceğim bu örneklerle ne o Amerikalı beyazlar "zenci"; ne o liberal yazar ve çizerler Rüşdi, ne de o sarışın Tötonlar "Türk" oldular. Olamazlardı da. Tıpkı, Dink cinayeti ertesinde "hepimiz Ermeniyiz" diye haykırmak onur ve asáletini sergileyen insanlarımızın Hay soyundan ve Gregoryen dininden olmadığı ve olmayacağı gibi!

* * *

O halde, tabii ki, "hepimiz Ermeniyiz" diyebilmek ulusumuzun onurudur. Asáletidir.

Buradaki simgesel mesajı; metaforik benzetmeyi ve bilhassa da, "empati" denilen, "kendini ’öteki’nin yerine koymak" dürtüsünü görmemek için kör olmak gerekir.

"Háşá ve estağfurullah, Türk oğlu Türküm" diye mugálátáya kalkışmak için ise, o "öteki"ne husûmet ekseninde nefret ideolojisi ve nefret siyaseti üretiyor olmak gerekir.

Ve kim anlamaktan áciz ki, "hepimiz Ermeniyiz" diyen bir Türk, başta en ırkçı ve şoven Ermeni diasporası nezdinde olmak üzere, o "Türklüğü" zirveye yüceltir ve yüceltiyor.

Ve kim görmekten mahrûm ki, "öteki"ni "ben" olarak sahiplenmek erdemini dile getiren bir ulus ve bir halk insanlık camiası sathında "ádil" mertebesine erişir ve erişiyor.

Evet evet, mutlaka "hepimiz Ermeniyiz", çünkü hepimiz "öteki"ni "ben" ve "ben"i "öteki" kılmak iradesiyle yola çıkan insani ve insaniyetçi "Türkiye ulusu" mensuplarıyız.

1 Şubat 2007 Perşembe

Trios Amigos


Bu 'üç arkadaş' sırasıyla; Sadi, Aygül ve bendeniz oluyorlar. Canımız, ciğerimiz, manevi oğlumuz Sadi'nin bir çalışması. Sadi'nin bloğu burada, illüstrasyonları burada, yapım aşamasındaki internet sitesi de burada.